Obezite ve Cerrahi Tedavisi
- Doç. Dr. İlhan ECE

- 13 Nis 2022
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 22 Kas 2023
Obezite

Obezite; vücut ağırlığının beklenen vücut ağırlığından % 20 fazla olması veya vücut kitle indeksinin (VKİ) 30’un üzerinde olmasıdır. Obezite uzun yıllardır kronik bir hastalık olarak tanımlanmakta ve obezite ilişkili birçok hastalık için risk oluşturmaktadır. Bu hastalıkların başında diyabet (şeker hastalığı), dislipidemi (kan yağlarında yükseklik), eklem problemleri, kanser riskinde artış, uyku apnesi gelmektedir. Vücutta yağ miktarı ve dağılımını değerlendirmek üzere çeşitli hesaplama yöntemleri geliştirilmiştir. Bu amaçla kilogram cinsinden beden ağırlığının, metre cinsinden boyun karesine bölünmesiyle hesaplanan VKİ en sık kullanılan yöntemdir. VKİ 30 ve üzerinde olan bireyler obez, 40’ın üzerinde olanlar morbid obez, 50’nin üzerinde olanlar ise süper obez olarak tanımlanır.
Obezitenin nedenleri
Genellikle multifaktöriyeldir. Ailesel nedenler, çevre ve ortam, genetik, cinsiyet, sosyal ve psikolojik faktörler obezite gelişiminden sorumludurlar. Fast food tarzı yiyeceklerle beslenme obezitenin önemli nedenlerindendir. Alkol tüketimi kilo alımı ile yakından ilişkilidir. Teknolojik gelişmelerle ortaya çıkan fiziksel aktivite azlığı obezitenin erişkinler kadar çocukları da etkilemesine neden olmaktadır.
Morbid obezite ile birlikte görülen bozukluklar

Morbid obez bireyler normal kilolu bireylerle karşılaştırıldığında birçok hastalık açısından yüksek riske sahiptirler. Morbid obezite ile birlikte görülen bozukluklar: Hipertansiyon, tromboembolism, pulmoner yetersizlik, ani ölüm, koroner kalp hastalığı, diabetes mellitus, kanser (Endometrium, Kolon, Meme, vb.) hipertrofik kardiomiyopati, böbrek hastalıkları, osteoartrit, dermatolojik problemler (Mantar vb.), infeksiyonlara yatkınlık, infertilite, uyku bozukluklari, hiperlipidemidir. Ayrıca obez bireylerde safra kesesi hastalıkları gelişimi 6 kat, Hipertansiyon gelişimi 5.6 kat, Tip-2 diyabet gelişimi 5.4 kat, Hiperkolesterolemi gelişimi 2.1 kat, Osteoartrit riski 2 kat daha sık görülmektedir.
Obezitede tedavi seçenekleri
İlaç tedavileri
Morbid obezite tedavisinde temel hedef fazla kilonun minimum komplikasyon ile güvenli bir şekilde azaltılması, obeziteden kaynaklanan yandaş sorunların kontrolü ve kilo kaybının uzun süre korunabilmesidir. Morbid obezitenin tedavisine diyet ayarlamaları ve düzenli egzersizler ile başlanmalıdır. Ayrıca yandaş hastalıkların tedavisi de ihmal edilmemelidir. Diyet ve egzersiz düzenlemelerini içeren yaşam tarzı değişikliklerinde amaç alınan ve harcanan kalori arasında negatif bir denge oluşturmak olsa da hastaların çoğu 6 ayda %10 kilo kaybederler ve bu değer ancak %8,6 hastada 1 yıldan uzun sürer. İlaç tedavilerinde de başarı oranları çok yüksek değildir. İlaç bırakıldığında hastalar genellikle tekrar kilo alırlar.
Ameliyat dışı tedaviler
Mide Botox enjeksiyonu

Botilinum toksini enjekte edildiği dokuda geçici felç oluşturan bir maddedir. Endoskopik olarak mideye enjekte edilmesi mide hareketlerini yavaşlatır ve mide boşalmasını geciktirerek tokluk hissi oluşturur. Bu dönemde hastanın diyetine dikkat etmesi ile birlikte kilo kaybı gerçekleşir. Ayrıca botoks tokluk hissi oluşturduğu için kilo vermek sürekli açlık anlamına gelmez. Ancak Botoksun etki süresi 4-6 ay arasında değişir ve mide bu süre sonunda normale döner. Kişinin bu süre içinde diyet yapma alışkanlığı kazanması veya tekrar botoks enjeksiyonu gerekli olur.
Mide balonu uygulaması

Silikon bir balonunun ağız yolu ile mideye yerleştirilmesi ve içerisinin su ile doldurulması esasına dayanır. Su ile doldurulan balon mide içinde yer kaplar, mide duvarının gerilmesini sağlayarak sanki mide içinde yiyecek varmış gibi tokluk hissi oluşmasına neden olur. Bu sayede hastalar daha az gıda tüketerek hızla kilo kaybederler. Mide balonları genellikle 6 ay kadar mide içinde tutulur ve sonrasında çıkarılır. Bu 6 aylık dönemde hastalar ortalama olarak toplam vücut ağırlıklarının %10’unu kaybederler. Bu kayıp hipertansiyon, diyabet gibi obezite ilişkili yandaş hatalıklarda belirgin iyileşme sağlanmasına katkıda bulunur.
Cerrahi Tedavi
Sleeve gastrektomi (Tüp mide ameliyatı)

Günümüzde tüm dünya çapında obezitenin cerrahi tedavisinde en yaygın kullanılan yöntemdir. Fasulye şeklindeki mide en aşağıdan başlanarak en tepeye kadar dikip aynı zamanda kesen cerrahi aletlerle ayrılır ve bir mide tüpü oluşturulur. Bu sayede hastanın bir öğünde alacağı gıda miktarı azalır. Mide tüpü az miktardaki gıda ile dolduğunda tokluk hissi oluşur ve hastalar hızla kilo verirler. Mide barsak sisteminin yapısında çok ciddi değişiklikler gerçekleştirilmediği için hastaların yeni yaşama adaptasyonları kolay olmaktadır. Ayrıca kilo kaybı hipertansiyon ve diyabet gibi yandaş hastalıkların hızla düzelmesini sağlar. Hastalar birinci yılın sonunda fazla kilolarının ortalama % 70-80’ini kaybederler, toplam ağırlıklarındaki kayıp ise % 40-50 civarındadır.
Bu ameliyat laparoskopik (kapalı yöntemle) olarak gerçekleştirilir. Hastalar ameliyat sonrası birkaç gün hastanede kalırlar, ağızdan beslenebildiğinden emin olunduktan sonra taburcu edilirler. Karında büyük bir kesi olmadığı için birkaç hafta içinde işlerine dönebilirler. Ameliyat sonrası ilk haftada birinci kontrol gerçekleşir ve dikişler alınır. 1. ayda gerçekleşen ikinci kontrolden sonraki kontrol muayeneleri üçer aylık aralıklarla gerçekleştirilir. Birinci yıldan sonra kontroller yıllık olarak ayarlanır.
Roux-en-Y Gastrik Bypass

Morbid obezite tedavisinde yaklaşık 60 yıldır uygulanan bir yöntemdir. Midenin hacim olarak küçültülmesi yanında barsaktaki gıdaların emilimini azaltmak için çeşitli işlemler yapılır. Ameliyat olan kişiler küçülen mide nedeniyle daha az yemek yeme ihtiyacı duyarlar. Bunun yanında tüketilen gıdaların barsaktan emilimi de azalır. İlk üç ayda daha hızlı olan kilo kaybı zamanla azalır ve hastalar 1 yılın sonunda fazla kilolarının % 80’ini kaybederler. Kilo kaybına paralele olarak obezitenin neden olduğu şeker hastalığı, hipertansiyon, eklem hastalıkları, hiperlipidemi gibi bozukluklar hastaların neredeyse tamamında düzelir.
Sleeve gastrektomide olduğu gibi bu ameliyat laparoskopik (kapalı yöntemle) olarak gerçekleştirilir. Hastalar ameliyat sonrası birkaç gün hastanede kalırlar, ağızdan beslenebildiğinden emin olunduktan sonra taburcu edilirler. Karında büyük bir kesi olmadığı için birkaç hafta içinde işlerine dönebilirler. Ameliyat sonrası ilk haftada birinci kontrol gerçekleşir ve dikişler alınır. 1. ayda gerçekleşen ikinci kontrolden sonraki kontrol muayeneleri üçer aylık aralıklarla gerçekleştirilir. Birinci yıldan sonra kontroller yıllık olarak ayarlanır.






Yorumlar